Duyurular

Meme ve prostat kanserleri

Hayat paylaşınca güzelShare on Facebook0Tweet about this on TwitterPin on Pinterest0Share on Google+0Share on Tumblr0Print this pageEmail this to someone

Kadınlarda ve erkeklerde en sık görülen kanser türlerini Bilal’e anlatır gibi anlatacağımız yazıya, konu hakkında daha sağlıklı bilgi edinebilmek için temel terimlerle başlıyoruz.

Hazırlayan: mistweaver

 

Tümör: Latincede tümör “şişlik” anlamına gelmektedir. Aynı anlamda olmamasına rağmen genelde kitle anlamında kullanılır.

Neoplazi/Neo-plasia: Yeni oluşum anlamına gelir. Herhangi bir hücrenin veya hücre gruplarının, organizmanın kontrol mekanizmalarının etkisinden çıkıp hızlı ve anormal şekilde çoğalması sonucu ortaya çıkan durumdur. Neoplazi katı-sıvı, benign-malign-lokal agresif-borderline gibi sınıflara ayrılır. Katı neoplazilerden genelde tümör/kitle olarak bahsedilir.

İyi Huylu Kitle/Benign Tümör: Adı üstünde “iyi huylu”dur. Bulunduğu bölgeye yaptığı bası etkisi ve kozmetik problemler dışında bir soruna yol açmaz.

Kötü Huylu Kitle/Malign Tümör/Kanser: Bulunduğu bölgeyi ve çevresini büyüyerek ve çeşitli maddeler salgılayarak işgal eden, metastaz yeteneği olan kitlelerdir.

Metastaz: Bazı kanser hücrelerinin ilk bulunduğu yerden lenf sistemi, damar yolu veya vücut boşluklarını kullanarak başka bir alana yerleşerek

Kanser hücreleri bulundukları bölgedeki, çevresindeki, ve uzak mesafedeki organların çalışmasını bası etkisiyle ve de salgıladıklarıyla etkiler.

Meme Tümörleri

İlk başta şu konuda anlaşalım: Meme=Göğüs değildir. Memeye meme, göğüse göğüs deyin. “Kibarlık” olsun diye memeye göğüs denmesi yüzünden meme kanseri şüphesiyle tonlarca insan göğüs hastalıkları servisine başvuruyor. Meme ayıp, kabaca, sapıkça bir kelime değildir, sıradan bir organı belirtir. Göğüs de tamamen farklı anlama gelen bir kelimedir. “Göğüslerini”(nasıl birden fazla göğsü oluyorsa) aldırıp yaşamak da, en azından şimdilik, mümkün değil. Meme demekten utanmayın, memeyi “SEKS!SEKS!SEKS!” odağı haline getirmiş şimdi de göğüsleştirmeye çalışanlar utansın. Büyük harflerle seks yazdığımıza göre devam edebiliriz;

Meme tümörü demek meme dokusunda ortaya çıkan tümör demektir. İyi huylu(benign) veya kötü huylu(malign) olarak ayrılabilir. Memede tümörlerin %90 ı kanser değildir.

Meme Kanseri

  • Kadınlarda en sık görülen kanserdir
  • Kadınlarda en sık ölüme sebebiyet veren 2. kanser tipidir
  • Kadınların 2. en sık ölüm sebebidir

Risk Faktörleri

  • Yaş arttıkça meme kanseri görülme riski artar. 25 yaş öncesi çok nadir görülür.
  • Cinsiyet de bir risk faktörüdür. Kadınlarda erkeklere göre 100 kat daha sık görülür ancak erkekte çok daha agresif ilerler.
  • Kalıtımsal risk(Genetik): Anne veya kız kardeşte meme kanseri görülmesi kişinin meme kanserine yakalanma riskini 2-3 kat arttırır. Gen araştırması olarak Angelina Jolie’nin iki memesini de korunma amaçlı aldırmasının(profilaktik mastektomi) sebebi BRCA genlerini örnek verebiliriz. BRCA1 geni mutasyonu görülenlerde %85 gibi yüksek bir oranda meme kanseri görülürken bu gen mutasyonunu taşıyanlarda Yumurtalık Kanseri görülme riski fazladır. BRCA2 geni içinse bu oran %45’tir ve bu gen mutasyonunu taşıyanlarda da ayrıca Pankreas Kanseri görülme riski fazladır. Bu genetik testler ülkemizde de yapılmaktadır ancak sadece bazı özel durumlarda önerilir.
  • Benign Meme Hastalıkları görülen kişilerde meme kanseri görülme riski daha fazladır
  • Diğer kanser türlerinin görüldüğü kişilerde meme kanseri gelişme riski daha fazladır
  • Östrojen hormonuna ne kadar çok maruz kalınırsa meme kanseri gelişme riski o kadar artar. Bu yüzden ilk âdetin erken görülmesi, geç menopoza girilmesi, hiç doğum yapmamış olmak, obezite gibi durumlar da meme kanseri riskini arttırır.
  • Aynı zamanda alkol, radyasyon, diyet gibi çevresel faktörler de meme kanseri riskini arttırır.

Kadınlar için yaşam boyu risk ⅛’dir. Yani her 8 kadından 1’i yaşamının bir anında meme kanserine yakalanıyor diyebiliriz.

Erken Teşhisin Önemi

Erken dönemde tespit edilen(evre 1) meme kanserlerinin 5 yıllık sağ kalımı 98% dir. Geç dönemde tespit edilen(evre 4) meme kanserlerinin 5 yıllık sağ kalımı 16% dır. Yani gerçekten de “Erken Teşhis Hayat Kurtarır”. Kendi kendine meme muayenesi, klinik hekim muayenesi, ve mamografi başlıca erken teşhis yöntemleridir.

Mamografi

%80-90 oranla klinik evreden 2 yıl önce görüntüleyebilir. Kadınların 40 yaşından sonra 2 yılda bir, 45 yaşından sonra ise her yıl bir defa mamografi çektirmesi önerilir. Mamografi için en uygun zaman meme dokusunun hassas olduğu, âdet dönemini takip eden ilk haftadır. Mamografi yılda 1 defadan fazla çekilmemelidir.

Emzirme döneminde, 35 yaşından küçüklerde, sık cerrahi müdahale geçirmişlerde, hamilelerde, meme aldırmadan silikon taktırmışlarda mamografi çekilemez. Manyetik Rezonans Görüntüleme(MRI) kullanılır. Radyasyonsuzdur ama yanlış pozitif oranı yüksek olduğundan gereksiz biyopsi alımı riski yüksektir.

Kendi Kendine Meme Muayenesi

Kendi kendine meme muayenesi kendi kendini incelemeyle başlar. Aynanın karşısına geçip düz durarak, ellerinizi belinize koyarak, ellerinizi havaya kaldırarak, ve öne doğru hafifçe eğilerek memelerinizi inceleyin. Herhangi bir pozisyondayken belirti bulduğunuzda hekiminize başvurun.

Elle muayene üç parmakla, memenin dışında koltuk altlarını da kapsayacak şekilde, en sonunda meme başının sıkıştırılıp akıntıya bakılması unutulmadan yapılmalıdır. Memelerin ve koltuk altının herhangi bir bölgesinin atlanmadığından emin olunarak ele gelebilecek şişlik aranır. Şampuanlı ya da sabunlu elle çok daha kolay yapıldığından genelde duşta yapılması önerilir.

Kendi Kendine Meme Muayenesinde Belirtiler

  • Meme veya koltuk altında ele gelen sertlik veya kitle
  • Memelerin birinde anormal büyüme veya sarkıklık
  • Meme cildinde buruşukluk, kalınlaşma, şişme, portakal kabuğu görünümü, ve renk değişikliği
  • Meme başında kalınlaşma, kızarıklık veya yara
  • Memede veya meme başında içeri doğru çekinti
  • Memenin şeklinde değişiklik
  • Meme başlarının pozisyonlarında değişiklik
  • Meme başında ortaya çıkan akıntı

Kendi Kendine Meme Muayenesi Ne Zaman Yapılmalı/Yapılmamalı?

  • Menstrüasyon başlangıcından sonraki 7.-10. günde yapılmalıdır.
  • 20 yaşından sonra her ay tekrarlanmalıdır.
  • Âdet görülmüyorsa, kişi menopozda ise, ayda bir defa aynı günlerde yapılmalıdır.
  • Emziren kadınlar emzirme sonrası kendi kendine meme muayenesini yapmalıdır.
  • Doğum kontrol hapı kullananlar her yeni ilaca başlamadan bir gün önce elle meme muayenelerini yapmalıdırlar.
  • Ağrı, gerginlik, nodüllü meme yapısı gibi nedenlerden dolayı menstrüasyon döneminde yapılmamalıdır.

Klinik Hekim Muayenesi

20 yaşından itibaren 2-3 yılda bir kez, 40 yaşından itibaren her sene bir kez hekim kontrolüne gidilip meme muayenesi yaptırılmalıdır. Düzenli hekim kontrolleri aksatılmamalıdır.

Meme Kanserinde Korunma ve Tedavi

Meme kanserinden korunmak için genetik yapımızı henüz değiştirme pratiğine erişmediğimize göre kişi tarafından değiştirilebilir risk faktörlerini yani çevresel faktörleri ele almalıyız. Aslında yapılması gereken şey herhangi bir hastalıktan, veya kanser türünden, korunmak için yapılması gerekenlerle aynıdır. Zararlı alışkanlıkları bırakmak, “bilinçli” şekilde sağlıklı beslenmek(bilinçsizce yapılanı vücuda çok daha zararlı olabiliyor), obeziteden kaçınmak, düzenli spor yapmak… gibi basit gözüken ancak sürekliliğinin sağlaması oldukça zor olan klasik yaşam tarzı değişikliklerinin etkisi gerçekten çok yüksektir. Risk hiçbir zaman sıfıra inmez ancak  Aynı zamanda genetik faktörlerde bahsettiğimiz, Angelina Jolie’nin genetik yatkınlığını(%85 gibi bir riskle meme kanseri olacağını) öğrendikten sonra aldığı kararla önleyici cerrahi müdahale geçirmesi de radikal gözükse de çok etkili bir korunma yöntemidir.

Meme kanserinde tedavi planını hekim ve hastanın ortak oluşturması gerekir. Her hastanın durumuna göre cerrahi, medikal(kemoterapi), ve ışın tedavisi(radyoterapi) seçeneklerinden biri veya birkaçı seçilerek tedavi planı oluşturulur. Tedavi seçenekleri hakkında bilgi istemek sizin hakkınızdır ve hekiminiz tedavinizi size en uygun biçimde planlayabilecek kişidir. Zorlu geçecek bir tedavi sürecinde morallerin yüksek tutulması ve sağlığı kötü yönde etkileyen her şeyden kaçınılması gerektiğini de vurgulamakta fayda var.

Prostat: İdrar kesesinin hemen altında yerleşim gösteren, kestane büyüklüğünde bir

organdır. Meninin oluşturulmasında görev alan, testosteron etkisiyle çalışan bir bezdir. İdrar kesesini boşaltan kanal prostat bezi içerisinden geçmektedir. Bu nedenle prostat hastalıkları sıklıkla idrar yapma sorunlarıyla kendini belli eder.

Prostatın en sık karşılaşılan hastalıkları: İyi Huylu Prostat Büyümesi(Benign Prostat Hiperplazisi) ve Prostat Kanseri

Prostat Kanseri

  • Dünyada erkeklerde en sık görülen kanserdir.
  • Türkiye’de ise erkeklerde en sık görülen 2. kanser türüdür.
  • Ortalama her 7 erkekten 1i prostat kanserine yakalanır.

Risk Faktörleri

  • Kalıtımsal: Yapılan çalışmalara göre birinci dereceden akrabasında prostat kanseri görülen kişilerde prostat kanseri riski artar. Risk; birinci dereceden akrabalarından birinde görülürse 2 kat, ikisinde görülürse 5 kat, üçünde görülürse 11 kat daha fazladır.
  • İlerleyen yaş ile görülme sıklığı artar, ancak 40 yaşın altında oldukça nadirdir.
  • Erkeklik hormonu olarak bilinen testosteron da prostat bezi çalışmasıyla doğrudan ilgilidir ve prostat kanseri gelişiminden sorumlu tutulan faktörlerden biridir
  • Çevresel faktörler: Kırmızı et ve yağlı gıdaların çok tüketildiği toplumlarda prostat kanserine daha sık rastlanırken balık ve sebze ağırlıklı beslenen toplumlarda nadir görülür.

Risk altında bulunan (özellikle 50 yaş ve üzeri) erkekler yılda 1 kez kan testi ve parmakla prostat muayenesi yaptırmalıdır.

Prostat Kanseri Belirtileri

Prostat kanseri olanlarda sık görülen belirtiler:

  • Zayıf ve kesintili işeme
  • Aniden işeme ihtiyacı
  • İşemenin zor başlaması
  • Mesanenin tamamen boşalamaması
  • İdrar sırasında ağrı ve yanma
  • İdrarda veya menide kan
  • Sırtta veya leğen kemiklerinde ağrı

şeklinde sıralanabilir. Bu belirtilere sahip olmak veya olmamak sizin kesinlikle prostat kanseri olup olmadığınızı göstermez. Yani belirtileri olan kişi prostat kanseri olmayabileceği gibi bu belirtileri göstermeyen biri de prostat kanseri olabilir.

Tanı Yöntemleri

  • Kan tahlili: PSA (Prostat Spesifik Antijen) seviyesi ölçülerek yapılır. Kişi hasta olmasına rağmen %20-25 ihtimalle doğru çıkabilir. Ayrıca PSA sadece kanser değil, diğer prostat hastalıklarında da yükselir. Bu nedenlerden dolayı tamamen güvenilir bir yöntem değildir.
  • Parmakla prostat muayenesi: Prostat kanseri muayenesinin olmazsa olmazıdır, hayati önem taşıyor diyebiliriz. Yapılışı yönüyle özellikle ülkemizde de geyik konusu yapılıp “korkulan” bir uygulama haline getirilmiştir. Tek parmakla anal yoldan yapılan muayeneyi yaptırmaktansa ölmeyi tercih edebilecek insanlarla tanıştım. Muayenenin kişinin hayatını kurtarabilecek bir uygulama olduğu gerçeği ne yazık ki toplumumuzun cinsiyet algısının dayattıklarından daha güçlü değil. Çünkü götüne parmak sokulması demek “erkeklik” sıfatıyla gelen gücünü bir kenara bırakıp “kadınlık” olarak görülen bir şekilde kendini teslim etmek demek ve bu kişinin sağlığından daha önemli bir şey . Heteroseksüel erkeklerin de “pasif” olarak anal birleşmeye girip orgazma ulaşabileceğini; heteronormatif aktiflik algısının üstünlük, pasiflik algısının da acizlik olduğunu hatırlatıp bu konuyu “cinsellik ve cinsiyet algısı” başlıklı başka bir yazıya bırakalım. Tamam sakinim..

Bu iki tarama ve tanı yöntemi pozitif veya şüpheli geldiğinde ileri tetkik yöntemlerine başvurulur:

  • TRUS ve biyopsi: Anal yoldan girilerek ultrasound cihazı ile porstat görüntülenir, şüpheli bölgelerden örnek alınır.
  • Kemik sintigrafisi: Prostat kanserinin genelde ilk metastaz yaptığı yer kemiklerdir. Bu yöntemler kemiklere metastaz olup olmadığı araştırılır.

Kontrol için kan tahlili ve parmakla muayene yöntemleri kullanılır. Erken teşhiste bu iki yöntemin rolü büyüktür. Erken teşhis edilen prostat kanseri hastalarının 5 yıllık sağ kalım oranı %100’e yakınken, geç dönemde teşhiş alan hastaların bu oranı %28 civarındadır. Yani yine her hastalıkta olduğu gibi erken teşhisin prostat kanserinde de hayat kurtardığını belirtelim.

Prostat Kanserinde Korunma ve Tedavi

Meme kanseri korunma ve tedavisinde anlattığımız temel prensipler burada da geçerlidir. Yani korunmak için değiştirebileceğiniz risk faktörlerinden kaçınmak, yaşam tarzında değişiklikler yapmak prostat kanserine yakalanma riskini azaltır. Düzenli spor yapmak testosteron ve psa seviyesini düşürücü etkisi vardır. Brokoli ve brüksel lahanasının da prostat kanseri riskini azalttığı bilinmektedir. Bu değişiklikleri uygularken yine aynı kelimeyi kullanmak gerekiyor: “bilinçli”. Brokoli ve brüksel lahanası azaltıyor diye diyetini bunların üzerine kurmak zararlı durumlara yol açabilir.

Hastalığın durumuna göre(prostat ile sınırlı, bölgesel yayılmış, veya uzak organa yayılmış) hekim-hasta ortaklığında tedavi planı oluşturulur. Tedavi seçenekleri ilaç tedavisi(kemoterapi/hormon tedavisi), ışın tedavisi(radyoterapi), ve cerrahi tedavidir.

BPH müdahalesi ve Prostat Kanseri: İyi huylu prostat büyümesi(BPH) olan kişilere yapılan operasyonlarda genelde prostatın idrar yolu tarafındaki kısmı yani iç/merkez kısmı alınır, geri kalan bölümleri bırakılır. Prostat kanserleri ise genelde prostatın merkezden uzak kısımlarından gelişir. Bu nedenle BPH sebebiyle prostat operasyonu geçiren birinde kanser riski ortadan kalkmaz.

 

Bu yazı ilk defa Homojen Dergi‘nin 4. sayısında yayınlanmıştır.

Hayat paylaşınca güzelShare on Facebook0Tweet about this on TwitterPin on Pinterest0Share on Google+0Share on Tumblr0Print this pageEmail this to someone




Leave a comment

Your email address will not be published.


*