Duyurular

Formda kalmak için taktikler

Hayat paylaşınca güzelShare on Facebook0Tweet about this on TwitterPin on Pinterest0Share on Google+0Share on Tumblr0Print this pageEmail this to someone

Merhaba, öncelikle kendimi tanıtacağım. İsmim Göksu, pilates ve zumba eğitmenliği yapıyorum. Böyle söyleyince aklınıza incecik, kemikleri sayılan bir kadın getirmemenizi rica edeceğim. Çünkü yemek yemeyi fazlasıyla seven, yaşadığı üzüntüyü yemek yiyerek unutmaya çalışan, sevincini hep yemek yiyerek kutlayan, balıketli biriyim. Size asla “40 günde 40 kilo vereceksiniz!” vaatlerinde bulunmayacağım. Derginin bu köşesi bana ait, köşemde her zaman göreceğiniz şey “Sık sık, sevdiğimiz şeylerle beslenelim, egzersizi eğlenceli hâle getirelim, kendimizi ödüllendirmeyi ihmal etmeyelim.” olacaktır. Sık sık sorulan sorulardan derleme yaparak oluşturacağım bu yazı umarım aradığınız cevapları içerir. Keyifli okumalar.

”Su içsem yarıyor. Diyet yapıyorum, işe yaramıyor, kilo vermek istiyorum. Ne yapabilirim?” İlk etapta eğer şeker, tiroid veya benzer bir hastalığınız yoksa, ilaç kullanmıyorsanız bu soruya cevabım çok net: Metabolizmanız çok yavaş! Bu genetik olabilir ya da yanlış beslenmeden kaynaklı olabilir, önemli değil. Bunu doğru beslenme ile hızlandırıp kilo kaybını sağlayabiliriz.

“Metabolizmayı hızlandırmak için hangi besinleri önerirsiniz?” “Capsaicin” içeren besinler yakıcı özelliğe sahiptir. Bu da yaklaşık olarak metabolizma hızını 1,2-2 katına çıkarmak demektir. Yemeklerimizde – şayet mide rahatsızlığımız yoksa- pul biber, kara biber kullanmalı ya da sivri biber tüketmeliyiz. Unutmamalıyız ki acı vücut ısısını yükseltir. Bu da yakımı hızlandırır, kolaylaştırır.

“Light ürünlerle besleniyorum ama yine de kilo veremiyorum. Ne yapmalıyım?” Şurada bir anlaşalım derim: Ürünlerimizin light olması  “İstediğimiz kadar yiyebiliriz.” anlamına gelmez. Ben -kesinlikle şahsi fikrim-  ev yapımı yoğurt ile beslenmeyi tercih edenlerdenim. Tabi bu yukarıda bahsettiklerime egzersizi eklememek, sihirli değneği ile gelen periye “Dile benden ne dilersen.” dememiz gibi bir şey olur.

“Öğünlerde çorbanın önemi nedir?” Ben her öğünde çorba öneriyorum danışanlarıma. Üstelik yemeğin başında değil, sonunda. Sebebi ise şu: Yemeğin başında içilen çorba bizi doyuruyor ve kısa zamanda acıkmamızı sağlıyor. Ama sonunda çorba içersek (üstelik acılı ise) hem hazmı kolaylaştırıyor hem de bünyede yağ yakımı sağlıyor.

“Peki, kuru kayısı, ceviz gibi gıdalarda da şeker mevcut. Neden tatlı değil de onları tüketiyoruz?” Yüksek oranda yağ içerdiğini düşünürsek cevizin kilo vermeye yardımcı olması ilk etapta saçma gelebilir. Fakat öğün aralarında 3- 4 ceviz yemek tokluk hissi verir, öğün aralarındaki açlık krizlerinin önüne geçmemizi sağlar, aynı zamanda enerji verir. İşte bu yüzden ceviz diyet listelerinde vazgeçilmezdir. Kayısı, incir, yaban mersini gibi kuru meyvelere gelince işlenmiş şeker değil, doğal şeker bulundurduğu için bu besinler günlük şeker ihtiyacımızı karşılamamızda önemli rol oynar.

“Kuru meyveleri yemeyi sevmiyorum. Ne yapmalıyım?” Çok basit! Yoğurdumuza karıştırıp, meyveli yoğurt elde edebiliriz. Kepekli undan yapılmış kekimize karıştırabiliriz. ( Yazı sonunda diyet kek tarifi vereceğim)

“Egzersiz yapmaktan hoşlanmıyorum. Televizyon izlemek, bilgisayar başında vakit geçirmek hoşuma gidiyor. Peki, bu durumda önerdiğiniz egzersizi nasıl yapabilirim?” Yine çok basit. Aslında gün içinde o kadar fazla hareket edebileceğimiz alan içinde yaşıyoruz ki sadece farkındalık yaratmıyoruz. Örneğin bilgisayar başındayken elimizde ağırlıklarla kol çalışabiliriz.

Oturduğumuz yerde ayaklarımızın arasına küçük bir havlu alıp bacaklarımızı düz bir şekilde yukarı kaldırıp yere indirebiliriz. Burada ki önemli nokta belimizde destek bulundurmalı ve ayaklarımızı yere değdirmemeliyiz.

TV başında film izlemekten hoşlanıyorsanız tamam, plank pozisyonunda durun, yorulduğunuzda dinlenip yeniden yapın. Bu, bütün vücudunuzun çalışmasını sağlayan bir harekettir. Plank pozisyonu, şınav pozisyonuna benzer bir pozisyondur. Vücudumuz yere paraleldir, şınavla tek farkı eller üzerinde değil, dirsekler ve ayak parmakları üzerinde durmamızdır.

Bu plank hareketinin varyasyoları var. Örneğin pozisyonda beklerken bir ayağımızı kaldırıp sonra ayak değiştirip diğerini kaldırabiliriz. Böylelikle bel, kalça ve bacak aktif hâlde çalışır.

“Bel inceltmek için ne yapabilirim?” Yaptıkça faydasını göreceğinizin garantisini verebileceğim bir hareket oklava! Bir oklavayı ensemizden enine geçirip iki elimizle iki ucundan tutup, alt gövdeyi sabitleyip sağa sola dönmek kesinlikle belinizi inceltecektir.

“Göbeğim çok ve erimiyor, ne yapsam olmadı. Peki, bu göbekten kurtulabilir miyim?” Elbette! Takdir edersiniz ki o göbek, tek öğünle gelmedi vücudunuza. Bu yüzden de tek öğünle gitmeyecektir. Ama sabırlı ve azimli olursak sonuç almamak gibi bir şey söz konusu olamaz. Mekik çekin. Bol bol mekik çekin. Beliniz ağrıyor diye yapamıyorsanız şayet, o zaman belinizin altına küçük bir havluyu rulo şeklinde destek yapıp koyun ve hareketi öyle deneyin. Faydasını göreceksiniz.

Not: Herkes pilates yapmaktan veya fitness salonlarında ağırlık çalışmaktan keyif alamayabiliyor. Büyük spor merkezlerinde her dalın bir dersine konuk olup keyif aldığınız ve kendinize uygun egzersiz türünü bulup düzenli olarak gitmenizi tavsiye ederim.

Kepekli Kek

Malzemeler:

3 yumurta

3 yemek kaşığı pekmez ( keçiboynuzu pekmezi de olabilir)

8 adet incir

8 adet kayısı

1 çay bardağı üzüm

2 çay kaşığı kaşığı tarçın

3 çorba kaşığı iri öğütülmüş fındık veya ceviz

1 orta boy elma rendesi

1 çay bardağı süt

yarım çay bardağı sıvı yağ

1 paket vanilya

1 paket kabartma tozu

aldığı kadar kepekli un

* kayısı, incir ve üzümler kuru olacak.

* bahsettiğim meyveleri sevmiyorsanız eğer yaban mersini, kızılcık gibi meyvelerde kullanabilirsiniz.

Hazırlanışı:

Bütün kuru meyveleri alıp sıcak suda 8- 10 dakika bekletiyorsunuz, ardından elmayı rendeleyip biraz suyunu salması için üzerini bezle kapatıp bekletiyorsunuz. Meyveler biraz yumuşayınca minik minik doğruyor, yumurta ve pekmezle birlikte çırpıyorsunuz. Üzerine ceviz ya da fındığımızı ekleyip alabildiği kadar unla karışıtırıp tarçınımızı serpiyor, 170 derece de 35 dakika pişiriyorsunuz. Afiyet olsun.

Bir daha ki sayımızda “Pilates nedir, ne değildir?” diyor olacağım. Sevgiler.

Hazırlayan: armut


Bu yazı ilk defa Homojen Dergi‘nin 1. sayısında yayınlanmıştır.

Hayat paylaşınca güzelShare on Facebook0Tweet about this on TwitterPin on Pinterest0Share on Google+0Share on Tumblr0Print this pageEmail this to someone




Leave a comment

Your email address will not be published.


*