Duyurular

Çoklu kişilik bozukluğu

Hayat paylaşınca güzelShare on Facebook0Tweet about this on TwitterPin on Pinterest0Share on Google+0Share on Tumblr0Print this pageEmail this to someone

Çoklu kişilik bozukluğu, diğer adıyla dissosiyatif kimlik bozukluğu kişinin içinde birbirinden farklı kişilikler hissedip bu kişiliklere uyan davranışlarda bulunma, bu kişiliklerin etkisi altında olduğu anlarda yaptıklarından habersiz olma halidir. Bu kişilikler bireyin kendi cinsiyetinden, yaş grubundan, sosyoekonomik ve kültürel durumundan farklı olabilir. Bu kişiliklere ait kafasının içinden gelen ve kendisini yönlendiren sesler duyabilir. Farklı kişilikler, var olan “ev sahibi” kişiliğe zarar verici davranışlar gösterebilir. (eş ya da karşı cinsle uygunsuz ilişkiler, suça yönelik davranışlar vb.) Ev sahibi kişiliği öldürüp yerine geçmek için intihar girişimlerinde bulunabilirler.

hazırlayan: nikimsi

Nasıl Oluşmaktadır?
Genellikle çocukluk yaşlarında çok ağır fiziksel (dövülme, ağır cezalandırmalar), cinsel (tecavüz, cinsel tacizler) ve duygusal (sevgi gösterilmeme; sağlık, eğitim ihmalleri ve bakım gereksinimlerinin yerine getirilmemesi vb.) travma yaşantıları sonrasında gelişir. Bu dönemde çocuk bu olaylar esnasında kendini olayın etkisinden kurtarmak için bir savunma mekanizması şeklinde “O olayı yaşayan ben değilim, bu olanlar bana yapılmıyor, ben bunları hissetmiyorum.” vb. düşünce değişiklikleri geliştirir. Bu, zamanla normal dışı bir hâl alıp bu bozukluğa dönüşür. Bu şekil bir savunma süreci, ağır travmalara uyum sağlamada önemli bir yere sahiptir.

Birincil Belirtileri
İki ya da daha fazla birbirinden ayrı kimliğin aynı kişide varlığı -Her birinin kendi içinde süreklilik gösteren çevre ve benlik algısı, ilişki kurma ve düşünme biçimi vardır- bu kimliklerden en az ikisi zaman zaman tekrarlayarak kişinin davranışlarını denetim altında tutar. Önemli kişisel bilgileri sıradan bir unutkanlıkla açıklanamayacak şekilde anımsayamazlar.

Toplumda Ne Oranda Görülmektedir?
Toplumda görülme sıklığı % 5-10 arasındadır. Daha çok kadınlarda teşhis edilmektedir. Erkek hastaların ise suç işledikleri için daha çok adli sistem içinde oldukları ve bu nedenle tanı konulamadığı düşünülmektedir. Kişilerin özellikle kafalarının içinden gelen sesler duymaları, yaptıklarını hatırlamadıkları şeylerle karşılaşmaları gibi belirtilerin öğrenilmesi halinde kendilerinin “akıl hastanesine kapatılacakları ya da toplumda damgalanacakları ” yönündeki inançları nedeniyle tedaviye başvurmadıkları görülmektedir.

Tedavi
Hastalık bu rahatsızlığı bilen psikiyatristlerce uzun dönemli psikoterapi ile tedavi edilmektedir. Tedavide kişiliklerin bir araya getirilerek bir bütün oluşturması ve geçmişte yaşanan ve bazı hallerde unutulmuş olan travma döneminin aydınlatılıp bunun normal bilinç hali ile birleştirilmesi ve bütünleştirme sonrası eşlik eden diğer kişilik sorunları ve yaklaşımların tedavisi ile sürdürülür. Psikoterapi esnasında farklı kişiliklerin etkisi ile şikayetlerde alevlenmeler görülebilir. Bu durumlarda ilaç tedavileri ve kısa süreli yataklı tedaviler gerekebilir.

İlgili Filmler
Kimlik
Yönetmenliğini James Mangold’un yaptığı, başrollerinde John Cusack, Amanda Peet gibi ünlü oyuncuların oynadığı 2003 yapımı Amerikan gerilim-dram filmi. Film hakkında kısaca bilgi vermek gerekirse:

Şiddetli bir fırtına, birbirine yabancı ve sırlarla dolu on insanı asabi bir gece müdürünün idaresindeki ıssız bir motelde bir araya getirir. İçlerinde bir limuzin şoförü, bir telekız, bir katili nakleden bir polis, 80‘li yılların bir televizyon yıldızı, yeni evli bir çift ve kriz içinde olan bir aile bulunmaktadır. Sığınacak bir yer bulmanın getirdiği rahatlama, yolcuların teker teker ölmeye başlamasıyla yerini korkuya bırakır. Çok geçmeden, yaşamak istiyorlarsa kendilerini bir araya getiren sırrı çözmekten başka çareleri olmadığını anlayacaklardır.

Beyza’nın Kadınları
Yönetmenliğini Mustafa Altıoklar’ın yaptığı bir Türk gerilim-polisiye filmi. Filmin konusu kısaca şöyle:

Psikiyatr kocası Doruk’a büyük bir aşkla bağlı Beyza Türker’in yaşamı, karakter değişimlerini yaşamaya başlamasıyla eskisi gibi olmayacaktır. Bu arada İstanbul’un çeşitli semtlerinde bulunan kesilmiş bacaklar yüzünden şehri seri katil korkusu sarmıştır. Cinayetleri araştıran komiser Okan, yeni iş ortağı Doruk Türker ile tanışır. Eğitimini Amerika’da almış olan Doruk, bu davada seri cinayet uzmanı olarak görev almıştır. Komiser Okan ve Doruk seri katili ararken Beyza da hatırlayamadığı kayıp zamanlarının peşine düşer. Polis katilin peşindeyken Beyza da kendi gerçeğiyle yüzleşir: Öldürülen kurbanlarla arasında kendisinin bile çözemediği bir ilişki vardır.

 

Bu yazı ilk defa Homojen Dergi‘nin 2. sayısında yayınlanmıştır.

Hayat paylaşınca güzelShare on Facebook0Tweet about this on TwitterPin on Pinterest0Share on Google+0Share on Tumblr0Print this pageEmail this to someone




Leave a comment

Your email address will not be published.


*